İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve yakıp yakınları, devleti, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden bir ay dokuz gün sonra kaybedilen Hayrettin Eren ile ilgili açıklama yapmaya çağırdı. İHD, ,"suçluları adalete teslim etmeyen tüm yetkililer bu suçun ortağıdır" dedi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon üyeleri ve Cumartesi anneleri ve insanları, 295. eylem haftasında, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ilk kayıplarından biri olarak kabul edilen Hayretin Eren'in akıbetini 30 yıl sonra devletten sormaya devam etti.
On yıllar öncesinde yakınları siyasi nedenlerle kaybedilen aileler ve yakınları, Galatasaray Meydanı'nda yaptıkları oturma eyleminde yalnız değillerdi. Kurban Bayramı'nın hemen ardında bir araya gelen 30 kadar kayıp yakınına destek büyümüştü. Gazeteciler Murat İnceoğlu, Mehmet Güç, Musa Ağacık ve aktivist Mehmet Atak da kaypların fotoğraflarını tutarak destek sundular.
Eylemde konuşan Hayretin Eren'in ablası İkbal Eren, "Hayrettin Eren yaşasaydı bugün 56 yaşında olacaktı. Onun kaybedilmesinde de savcıların, 'dava açarsak yerimizden oluruz' tutumunu görebilirsiniz. Ancak hukuk dışılıklara karşı mücadelemiz sürüyor. Annemin de bizim de karanfil bırakabilecek bir mezar arıyoruz" dedi.
Kardeşi Faruk Eren de, "295 hatadır buradayız. Bu kahredici bir süreç. Acı bir biçimde bir mezar arıyoruz. Kaybedilenleri asla unutmayacağız, katilleri de asla bağışlamayacağız" şeklinde konuştu.
Cumartesi Anneleri adına söz alan Döndü Ergin de, Başbakan Erdoğan'ın "başkalarının maşası" sözlerine tepki gösterdi; "Biz kimsenin maşası değiliz; biz çocuklarımızı istiyoruz" diye konuştu.
İHD Komisyonu adına basın açıklamasını okuyan Sebla Arcan ise hükümete seslendi: "Gerekçeler arkasına sığınmak yerine, cuntacıların, işkencecilerin, insanlarımızı kaybedenlerin önündeki koruma kalkanını kaldırın, onlara yargılamanın yolunu açın".
Arcan, insanlığa karşı suçlar için zamanaşımının kaldırılmasını talep etti; "Gözaltında kaybetme zamanla sınırlı olmayan bir insanlık suçudur ve gerçeği açığa çıkarmayan, suçluları adalete teslim etmeyen tüm yetkililer bu suçun ortağıdır" dedi.
Hayrettin Eren, 12 Eylül darbesinden 1 ay 9 gün sonra 21 Kasım 1980'^de arkadaşı Ahmet Öztürk ile buluşmaya gittiği İstanbul Saraçhane'de gözaltına alındı. Karagümrük Karakolu'na oğlunu soran anne Elmas Eren, gözaltı kayıt defterinde oğlunun adını gördü. Karakoldakiler Hayrettin Eren'i Gayrettepe'deki Siyasi Şube'de gördüklerini söylediler.
Şubeye giden annesi, oğlunun gözaltına alınırken kullandığı babasına ait 34 F 6798 plakalı Murat 124 marka otomobili Şubenin bahçesinde gördü; buna rağmen "gözaltında böyle biri yok" yanıtı alabildi.
Anı operasyonda gözaltına alınan Ahmet Öztürk, Ahmet Ok, Şaban Arslan, Turgut Karataş ve Fevzi Rakıcı, Hayrettin Eren'in yakalanma ve sorgulanma sürecine tanıklık ettiler. Ahmet Öztürk, "Tanığım; onu hem karakolda hem de siyasi şubede gördüm" dedi. (EÖ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN